Transcript of The Magnificence of the Spiritual Personality of Our Prophet (PBUH)
Video Transcript:
Efendimizin varlığı bütün bir varlığı, bütün hadiseleri bizim için anlamlandırıyor. Öyleyse, öyleyse kainat meşerinin seyircilerine efendimiz aynı zamanda teşrifat memurluğu da yapıyor. Üstat 11. sözde öyle anlatıyor değil mi? Bize teşrifat memurluğu da yapıyor. Eğer o zat olmasaydı kainatın manası anlaşılmazdı. O yüzden bu levlake maakt eflak ifadesi ne kadar doğru. O olmasa kainat okunan bir kitap bizim için anlamlandırabileceğimiz eşya ve hadiselerle dolu bir meşer olmazdı. E dolayısıyla da abes hükmüne de olurdu. Cenabı Hak abes iş yapar mı? Abes fiil işler mi? Her işte hikmeti vardır. Abes fiil işlemez Allah. Öyleyse varlığın Allah'ın isimlerinin tecellilerinden ibadet ibaret olduğunu biz onunla biliyoruz. Varlığın Allah'ın isimlerinin tecellilerinden ibaret olduğunu biz onunla biliyoruz. Esma-ı hüsnasıyla ve sıfat-ı sübhanyesiyle rabbimizi tanıyabiliyoruz. Onunla nasıl tanıyabilirdik ki Rabbimizi? Aynı şekilde insanlar dünyada misafir halinde bulunduklarını, misafir olarak bulunduğumuzu ve bundan başka bir aleme göç edeceğimizi de onun bize getirdiği haberle bile biliyoruz. Dolayısıyla da eğer o olmasaydı biz doğru yolu bulamaz, doğru yürüyemez ve ulaşmamız gereken ufka ulaşamazdık. Eğer bütün bu konularda bir şey biliyorsak onun sayesinde biliyoruz. Medyun ona cemiyeti, medyun ona ferdi, medyumdur o masuma, medyundur o masuma bütün bir beşeriyet. Ya Rab, mahşerde bizi bu ikrar ile haşret diyoruz biz de. Akif gibi, akif gibi mahşerde ya Rab bizi bu ikrar ile haşret diyoruz. Bu açıdan onun kemalat-ı şahsiyesinin siyer kitaplarına sığmasını beklemeyin. Beklemeyin yani. Okuyalım o siyer kitaplarını okuyalım. Efendimiz işte nasıl doğmuş, çocukluğu nasıl geçmiş, gençliğinde neler yapmış, nasıl bir eee efendim eee risalet vazifesini nasıl ifa etmiş, vahyi nasıl almış, evlilikleri nasıl cereyan etmiş, bunları okuyalım. Tamam. Çok önemli bunları bilmek. Ama şunu hiç unutmadan okuyalım. Onun kemalat-ı şahsiyesinin siyer kitaplarına sığması beklenemez. Siyer kitaplarına sığmaz. Onun kemalat-ı şahsiyesi. Bediüzzaman Hazretleri hatırlayacaksınız yine bize şöyle demişti üstadımız. Şu kainatın neticesi ve en mükemmel meyvesi halik-ı kainatın tercümanı ve sevgilisi. O zat-ı mübareğin tamamı mahiyeti ve hakaik-i kemalatı siyer ve tarihte geçen beşeri ahval ve etvara sığmaz demişti. Bunu üstadımız bize söylemişti. Mektubat da söylüyor üstat bunu. Tekrar ediyorum cümleyi. Üstat bize bir şey gösteriyor. Şunu söylüyor. Kainatın neticesi efendimiz en mükemmel meyvesi. Bunlar üstadımızın tanımlamaları. Hilkat-i kainatın tercümanı. Şu kainatın yaratılışının tercümanı ve halık-ı kainatın tercümanı aynı zamanda. Yani kainatın yarış yaratıcısının tercümanı. Kainat kitabının tercümanı. O kainat kitabının yaratıcısının tercümanı ama aynı zamanda sevgilisi diyor. Üstadın ifadesi bu. Sevgilisi habibi böyle çeviriyor. Habibullah diyoruz ya efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem'e. İfade aynen şöyle. Halk-ı kainatın sevgilisi, zat-ı mübareğin tamamı mahiyeti ve hakaik-ı kemalatı siyer ve tarihte geçen beşeri ahvali etvara sığmaz. Sonuçta siyer bize beşeri ahvali anlatıyor. Öyle değil mi? Sonuçta siyar bize beşeri etvarı yani tavırları, halleri, fiilleri, hadiseleri anlatıyor. Açıyorsunuz bir siyar kitabını. İşte efendimizin birinci evliliği, işte Bedir Savaşı, ondan sonra Uhud Savaşı, Efendimizin ikinci evliliği falan. Şimdi bunlar beşeri ahval. Bunlar üstadımız ne diyor? Bakın o zatın, o Allah'ın sevgilisi, halık-ı kainatın hem tercümanı hem de sevgilisi olan zatın manevi şahsiyeti, hakiki kemalatı tarihte tarihe geçen beşeri ahvale, beşeri etvara sığmaz diyor Bediüzzaman Hazretleri. Şimdi efendimizi düşünün. Cebrail Aleyhisselam ve Mikail Aleyhisselam efendimizin iki yaveri değil mi? E hadis-i şerif var. Benim işte yerde iki vezirim, gökte iki vezirim vardır diyor efendimiz sallallahu tea aleyhi ve sellem. Gökteki vezirleri olan Cebrail ve Mikail'i yerde de Hz. Ömer'i ve Hz. Ebubekir'i zikrediyor. Şimdi böyle bir efendimiz sallallahu teala Aleyhi ve Sellem'den bahsediyoruz. Şimdi eee böyle bir efendimizden bahsederken biz aynı zamanda mesela çarşı içerisinde alışveriş yapan bir efendimiz görüyoruz. Beşeri ahvalin içerisinde şahşı içerisinde alışveriş yapan bir efendimizi görüyorsunuz. Şimdi bu efendimizin beşeri ahvali. Onu e sahabe efendilerimizin arasında onlara su dağıtırken görüyorsunuz. Efendimiz onu başını Hz. Ayşe'nin göğsüne yaslamış olarak görüyorsunuz. Efendimiz sallallahu tea aleyhi ve sellem. Bunlar çok güzel beşeri ahvaller. Bunlar da Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem'in manasının bir hakikatinin bir tezahürü ama sığmıyor işte o manalar o beşeri ahvalin içerisine. Üstat diyor ki işte yanlış gitmemek için her vakit mahiyet-i beşeriyeti itibarıyla işitilen efsaf-ı adi içerisinde başını kaldırıp hakiki mahiyetine ve mertebe-i risaletine çevirmek lazım diyor. Yani birileri bize efendimizin beşeri ahvalini anlatıyorsa o evsaf-ı adiye içerisinde bizim başımızı kaldırıp da onun mertebe-i risaletine bakabilmemiz lazım diyor üstat. Hoca efendi bunu ifade ederken otağını kurmuş da diyebilirsiniz diyor. Mertebe-i risaletine o tağını kurduğu alemlere miraca kabı kavseyine başınızı çevirebilirsiniz. Onun şahsiyet-i maneviyesine bakın diyor üstat. Bakın bize bir metodoloji öğretiyor. Efendimizin beşeri ahvalinden size bahsedilirken efendimizi o herhangi bir insan gibi o beşeri ahvalin içerisinde görmeyin. Başınızı kaldırın diyor üstat. Onun makamını semalarda, otağını kurduğu makamlarda, miraçta arayın. Onu şahsiyet-i maneviyesiyle görün. Ona bakın diyor üstat. Yoksa üstadımızın ifadesine bakın. Hürmetsizlik eder ya da şüpheyi düşersiniz diyor. Hürmetsizlik edersiniz, şüpheyi düşersiniz. Özellikle okuduğunuz mesela bir siyer kitabı bu manayı çok veremiyorsa size okuduğunuz bir efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem'in hayatı efendimize size böyle beşeri ahvali içerisinde sırıdan bir insan gibi anlatıyorsa, yanlış rivayetler üzerinden anlatıyorsa işte o zaman hürmetsizlik edebilir, şüpheye düşebilirsiniz diyor üstadımız mektubatta. Hoca efendi de bu bölümü olduğu gibi alıp bize naklediyor. Evet. Efendimiz sallallahu tea aleyhi ve sellem'in bir kısım beşeri hal ve tavırlarına bakarak bazılarının yaptığı gibi onu sıradanlaştırmamak gerek. Bu tür muamelelerin yanında onun gökler ötesi alemlerle de irtibat halinde olduğunu, Allah'ın sağanak sağanak başından vahiy yağdırdığını görmeniz gerekiyor. Efendimiz o beşeri ahvalin içerisindeyken gökler ötesi alemlerle irtibatlı. Sağanak sağanak başından aşağı vahiy yağdırıyor Cenabı Hak. Kendisinden farklı mucizeler sadır oluyor. Kur'ani ahlakı en mükemmel şekliyle temsil ediyor. Efendimiz makam-ı cemin sahibi. Bunu hiç unutmamak lazım. onun insanların içinde olduğu ve onlarla farklı muameleler içerisinde bulunduğu zamanlarda hep onun aslında Allah'la beraber olduğunu görebilmemiz gerekiyor. Görebilmemiz gerekiyor. Ben bunu böyle hani yaşayan bir örnek olarak Hoca efendi de görmüştüm. Bizim aramızdayken de hep Allah'la beraberdi. Hep Allah'la beraberdi. Ve bu o kadar kuvvetle hissediliyordu ki şair Busirinin yaklaşımıyla tek bir işaretiyle ayın iki parçaya bölünmesi, parmağından şakır şakır sular akması. Bunlar efendimizin mucizeleri. Bir tek işaretiyle düşünün. ay ikiye bölüyor. Bölünüyor. Parmağından şakır şakır sular akıyor. Az bir erzakla efendimizin mucizesiyle bütün ordu doyuyor. Bir matara su ile 300 insanın abdest alması. Bunlar efendimizin mucizeleri. Şair Busiri bunları sayıyor ve diyor ki bu mucizeler dahi onun gerçek kıymetini göstermeye yetmez. Diyor şair Busiri. Eğer bir mucize onun gerçek kıymetini gösterecek olsaydı efendimizin namı celili ölülerin üzerine okunduğunda hepsinin dirilmesi gerekirdi diyor. Ne muhteşem bir yaklaşımdı. Böyle diyor şair Busiri. Yani parmağıyla ayı ikiye bölmesi bile efendimizin büyüklüğünü göstermeye yetmez diyor. Eğer onun büyüklüğüne göre mucizeler cereyan edecek olsaydı ölülerin üzerine sadece onun nam-ı celili Muhammedisinin okunması o ölülerin hepsinin dirilmesine yetmesi gerekirdi." diyor. Hz. Pir de biliyorsunuz bunu da biz okumuştuk. Mesnevi-i Nuriye de tavuz kuşunu yumurtasında aramayın örneğini veriyor. Efendimizin beşeri yönü tavuz kuşunun içinden çıktığı yumurta. Ama tavuz kuşuğunu görmek istiyorsanız o rengarenk tüyleriyle başınızı semaya çeviriyorsunuz. Tavuz kuşları uçar mı? Evet uçuyorlar. Aynen bunun gibi Efendimiz sallallahu tea aleyhi ve sellem'e bakarken de yumurta kabuğuna takılıp kalmamak lazım. Eğer Allah Resulü sadece anne babası neşet ettiği hane, büyüdüğü ortam itibariyle değerlendirilir. Ebu Talib'in yetimi olarak görünürse onun gerçek kadri kıymeti anlaşılmaz. O Allah'ın hususi mahiyette yaratmış olduğu müstesna bir varlıktır. Zat-ı uluhiyet bir yönüyle varlığa onunla bakar. Onun kıymetinin farkında olan büyük zatlar dualarında maiet-i ilahiyenin yanında hep habib-i ekremin mayiyetini isterler. Hoca efendi de bize bunu talim ettirdi. Maiyet. Maiyet Allah'la beraber olmak demek biliyorsunuz. Buslata ermek demek. Allah'la beraber olmak. Büyük zatlar Allah'ın mayiyetini isterken hep mayiye-i resulü de isterler. Mesela likaullah diyoruz ya. En yüksek hedef Likaullah. Likaullah'ın yanında Habib-i Ekrem'e kavuşmayı da istemeyi ihmal etmiyorlar. Büyük zatlar hoca efendi de asla ihmal etmiyor. Likaullah. Likaullah'ı isterken habib-i Ekrem'e kavuşmayı da istemek. Maiye-i ilahi isterken maiet-i habib-i Ekrem'i de istemek. Onu duymak, onu tanımaya çalışmak. Yine Busiri'den naklen aktarıyor hoca efendi. Busiri efendimiz sallallahu tea aleyhi ve sellem için şiirinde diyor ki, "Evet o da bir beşerdir. Fakat herhangi bir beşer değildir." diyor. Bunu ifadelendirmek için de taşların arasında yakut gibidir diyor. Taşların arasında yakut gibidir. E yakut da bir taş. Yakut da bir taş. Ama taşlardan bir taş değil ki. Onun gerçek ikameti, kıymetinin görülmesi, bilinmesi mümkün değildir. Nasıl mümkün değildir? Allah Resulünün şahsiyet-i maneviyesini görmeyince mümkün değildir. Ona sadece beşeri yanı itibariyle bakarsanız mümkün değildir. O bir beşer olsa da taşlar arasındaki yakut gibidir. Elbette böyle bir bakışın yakalanması herkes için mümkün olmayabilir ama bunu da göz önünde bulundurmak lazım. Herkes için mümkün olmayabilir. Bir insan düşünün Peygamber Efendimiz Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem'e iman etmişse Allah Resulüne Muhammedün Resulullah diyorsa ve ahdı peymanına sadık kalıyorsa Allah'ın inayetiyle, ihsanıyla, Allah'ın rahmetiyle kurtuluşa erebilir. Bu ayrı bir mesele diyor hoca efendi. Ama bizim için aşk lazım. Bize aşk lazım. Yeah.
The Magnificence of the Spiritual Personality of Our Prophet (PBUH)
Channel: Emine Eroğlu
Share transcript:
Want to generate another YouTube transcript?
Enter a YouTube URL below to generate a new transcript.